Bir süredir ortalıkta gözükmüyordum ki bunun sebebi memlekete ziyaretti. Mecburiyetten dolayı 5 sene üzerine uzun yol yolculuğu yapmak durumunda kaldım. Gözüme takılanları yazayım dedim.
- Öncelikle uzun yola çıkılacaksa kesinlikle firma kalitesi çok önemli. Özellikle büyük kentler dışında bir yere gidiliyorsa, (benim gibi) aile baskısı ile mecburiyetten kullandığınız firmanın seferinde, "sı.tım molası", "kustum molası", "üff sıkıldım molası" gibi mola çeşitlerine maruz kalabilirsiniz.
- O koltuklarda uyuyabilenin alnını öperim ben ! Ki belediye otobüslerinde, vapur köşelerinde uyumayı becerebilmiş bir insanım. Yana dönemezsin, koltuğu fazla yatırsan arkadaki vıdı vıdı eder, ayağını uzatamazsın, cam kenarında bile rahat rahat uyunamaz.Cama yastık koyarsınız filan ama nafile. Artık uykusuzluktan bayılacak seviyeye gelip de birkaç saatlik kestirme dışında uyku haramdır şehirlerarası otobüslerde.
- Servis mevzusu var ki saygıdeğer Ömer Üründül hocamızın dediği gibi "çok enteresan !" Daha önce berberlerle olan "değdirme" mevzusu, burada da koridor tarafında oturanların karşısına çıkıyor. Muavin, servis esnasında düşmemek için ters taraftaki koltuğun kenarına yani size hafiften "değdiriyor" ama bir süre sonra alışıyorsunuz.
- Serviste verilenler de yine "çok enteresan !" Kalitesi değişebilen nescafe, sallama çay ve kendinizi first class'ta gittiğinize inandırtacak olan küçük bir paket dilim kek. Hiç bir zaman nescafe'nin ya da çayın şekeri yetmez. Dilim kek de dişinizin kovuğuna bile gitmez. Bu yüzden hep yolluk hazırlanır ki onun miktarını da tam olarak ayarlayabilmek mümkün değildir.
- Eğer valizler için numara alınmadıysa, varış mekanına yaklaşıldıkça, ara duraklarda yolcular inerken valizin kaptırılmaması için bagaj kısmına göz atılır. Muavinin yanlış bagajı yanlış kişiye vermesi nadiren rastlansa da insan kıllandığı için tuhaf bir tedirginlikle göz atmaktan kendini alamaz.
- Mola dönüşlerinde bindiğiniz aracı tanıyamamak ve haliyle bulamamak gibi bir durum da söz konusu. Bunun önüne geçmek için; daha ilk biniş esnasında aracın plakası ezbere alınır ki sonrasında sorun yaşanmasın.
- Otobüs içindeki çocuk sayısının artışına bağlı olarak yolculuğun işkence kat sayısı da artar(dı). Fakat artık günümüz teknolojisinde mp3 çalarlar sayesinde "koy g.tüne rahvan gitsin" rahatlığıyla kendi halinizde yolculuğunuzu yapabiliyorsunuz.
- Çocuklar dışında, eğer tek başınıza yolculuk yapıyorsanız; yanınızda oturan yolcu ile mecburi bir samimiyet ortamı oluşur. Bu tarz durumlarda da mp3 playerlar ve bir adet "nemrut surat" işe yarayabilir.


8 yorum:
Daha geçen hafta otobüste çığlık çığlığa ağlayan bir bebeğin sesini bastıramadım dinlediğim müzikle. Blind Guardian dinliyordum hem de, sakin bir şeyler dinlesem neyse. Yok yok, olmuyor, her şekilde duyuyorum. Normalde çocuklara bayılıyor olsam da toplu taşıma aracında çekilmez oluyorlar.
Bir de mp3 player'a fazla güvenme derim. Yanına konuşmaya meraklı yaşlı bir teyze oturursa parmağıyla kolunu dürtmek suretiyle o kulaklıkları çıkarttırabilir sana :))
Ama nemrut surat her zaman işe yarar tabi! Gerçi ben nemrudun önde gideni olmama rağmen bu durumun bir faydasını göremedim, hâlâ sohbet etmek isteyen beni buluyor. Nasıl iş anlamadım :((
birincisi nemrut değilsin (: ikincisi teyzeler seni seviyor ve oğullarına almak istiyor :p
üçüncüsü, bu son gidişimde mp3 player'ım çocuk sesine değil ama öne yakın oturmamdan sebep şöförün dinlediği radyonun sesine yenik düştü malesef.
o kekin olayını bir türlü anlayamadım ben ya...Çay tek gitmez otobüste diye mi?
zakkum : kek zaten lükse giriyor ve her firma vermiyor. sanırım dediğin gibi çay kuru kuru gitmesin diye (:
Geçen hafta yaptığım yolculuğun kısa bir özeti olmuş sanki bu yazı. :) Gerçekten de yolculukta uyumak haram. Bu kadar rahatsız koltuklar olamaz. Ve çocuklar gecenin 4ünde bile babalarına soru sormayı başarabiliyorlar!
Fareli Köyün Kavalcıları : çocukların klasik sorusuna hastayım. "bu ne ?" (:
Hangi firmayla gittin?
şimdi söylemeyelim de iyi/kötü reklam olmasın ;)
Yorum Gönder